<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Bedrettin Şimsek</title>
	<atom:link href="https://www.bedrettinsimsek.com.tr/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bedrettinsimsek.com.tr</link>
	<description>Türk Edebiyatının en tehlikeli yazarı</description>
	<lastBuildDate>Mon, 04 May 2020 19:49:26 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.9.1</generator>
	<item>
		<title>Ücretsiz Sesli Kitap &#8211; Düşük Maliyetli Sesli Kitaplar Hakkında Her Şey</title>
		<link>https://www.bedrettinsimsek.com.tr/ucretsizseslikitapoqucretsizseslikitapaqs</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 May 2020 19:38:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bedrettinsimsek.com.tr/?p=3850</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu başka bir yanıltıcı başlık değil. Ücretsiz sesli kitaplar var. Ücretsiz indirilebilir sesli kitap veya düşük maliyetli kitapları kolayca bulabilirsiniz. Nasıl, nereden ve neden sesli kitapları hemen dinlemeye başlamalısınız? Birkaç dakika içinde cevapları bulun. Nasıl ücretsiz sesli kitaplar var? Bir düşünün, sesli kitapları yayınlamanın neredeyse hiçbir maliyeti yoktur. Tek maliyet yazarlar ve anlatıcılar için ödemelerdir (Kitabı okuyan ve kaydeden insanlar). Yeni&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.bedrettinsimsek.com.tr/ucretsizseslikitapoqucretsizseslikitapaqs">Ücretsiz Sesli Kitap &#8211; Düşük Maliyetli Sesli Kitaplar Hakkında Her Şey</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.bedrettinsimsek.com.tr">Bedrettin Şimsek</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bu başka bir yanıltıcı başlık değil. Ücretsiz sesli kitaplar var. Ücretsiz indirilebilir sesli kitap veya düşük <a href="https://www.bedrettinsimsek.com.tr/">maliyetli kitapları </a><a href="https://cokseslikitap.com/">kolayca bulabilirsiniz</a>. Nasıl, nereden ve neden sesli kitapları hemen dinlemeye başlamalısınız? Birkaç dakika içinde cevapları bulun.</p>



<p>Nasıl ücretsiz sesli kitaplar var?</p>



<p>Bir düşünün, sesli kitapları yayınlamanın neredeyse hiçbir maliyeti yoktur. Tek maliyet yazarlar ve anlatıcılar için ödemelerdir (Kitabı okuyan ve kaydeden insanlar). Yeni bir indirilebilir sesli kitapları üretirken hiçbir üretim maliyeti yoktur &#8211; kesinlikle hammadde yoktur.<br>Öte yandan, eski moda kitaplar pahalı bir hammaddeden yapılır &#8211; ahşaptan yapılmış kağıt &#8211; küresel olarak sınırlı bir kaynak.</p>



<figure class="wp-block-image"><img width="626" height="469" src="https://www.bedrettinsimsek.com.tr/wp-content/uploads/2020/05/ücretsiz-sesli-kitap.jpg" alt="ücretsiz sesli kitap" class="wp-image-3851" srcset="https://www.bedrettinsimsek.com.tr/wp-content/uploads/2020/05/ücretsiz-sesli-kitap.jpg 626w, https://www.bedrettinsimsek.com.tr/wp-content/uploads/2020/05/ücretsiz-sesli-kitap-300x225.jpg 300w" sizes="(max-width: 626px) 100vw, 626px" /></figure>



<h2>Neden Ücretsiz Sesli kitap Dinlemeye Çalışmak?</h2>



<p>Gerçek: Sesli kitapları dinleyen insanlar diğerlerine göre önemli bir avantaja sahiptir. İşte bu yüzden sesli kitapların momentumu artıyor ama henüz başlangıçta &#8211; Milyonlarca kişi düzenli olarak sesli kitapları dinliyor, Sesli kitaplar ile ilgili kulüpleri çıkıyor ve yeni kitapların çoğu sesli kitaplarda yayınlanıyor. Sesli kitaplar zamanınızdan en iyi şekilde yararlanmanıza yardımcı olur &#8211; Jogging yaparken, araba kullanırken, evi temizlerken vb. Okuyabilirsiniz. Sesli kitaplar 21. yüzyılın kitaplarıdır.</p>



<p>Ücretsiz sesli kitapları ve düşük maliyetli kitapları nereden edinebilirsiniz?</p>



<p>En iyi yer çevrimiçi sesli kitapları kiralama hizmetleri olacağını söyleyebilirim. Birkaç tane var ama çoğu tavsiye edilmiyor &#8211; ya küçük bir sesli kitap koleksiyonu var, düşük kaliteli sesli kitaplarda kötü bir müşteri hizmeti var. En iyi sesli kitapları kiralama hizmetlerini bulduktan sonra denemeler yapmanız gerekir. Denemeler ücretsizdir, bu sesli kitapların modasını denemenin en iyi yoludur ve tamamen ücretsizdir.  Denemeler ücretsizdir , ücretli sesli kitap almanın tek yasal yoludur.<br>Sesli kitapları kiralama en değerli programdır. Bu şekilde, en düşük fiyata çok sayıda sesli kitap alabilirsiniz.</p>



<p></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.bedrettinsimsek.com.tr/ucretsizseslikitapoqucretsizseslikitapaqs">Ücretsiz Sesli Kitap &#8211; Düşük Maliyetli Sesli Kitaplar Hakkında Her Şey</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.bedrettinsimsek.com.tr">Bedrettin Şimsek</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sesli kitap nasıl olmalı?</title>
		<link>https://www.bedrettinsimsek.com.tr/seslikitapoqseslikitapaqs</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Feb 2020 09:19:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bedrettinsimsek.com.tr/?p=3462</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sesli Kitap ile Önce, kötü yazılmış bir kitabın böyle bir mucizeyi gerçekleştirmesinin imkânsız olacağı bilinmeli. Sesli kitap Sesli kitap satın al. Edebiyat dünyasının sesli kitapların geleceğini, yarın nasıl bir şekil alacaklarını görebildiğini sanmıyorum. Eğer sesli kitaplar böyle, hiç değişmeden kalırsa, bize hiçbir yenilik sunmazsa bir gün gözden düşecektir; ama bunun önüne geçmenin bir yolu var;&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.bedrettinsimsek.com.tr/seslikitapoqseslikitapaqs">Sesli kitap nasıl olmalı?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.bedrettinsimsek.com.tr">Bedrettin Şimsek</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2> Sesli Kitap ile Önce, kötü yazılmış bir kitabın böyle bir mucizeyi gerçekleştirmesinin imkânsız olacağı bilinmeli. </h2>



<p>Sesli kitap Sesli kitap <a href="https://www.bedrettinsimsek.com.tr/">satın al</a>. Edebiyat dünyasının sesli kitapların geleceğini, yarın nasıl bir şekil alacaklarını görebildiğini sanmıyorum. Eğer sesli kitaplar böyle, hiç değişmeden kalırsa, bize hiçbir yenilik sunmazsa bir gün gözden düşecektir; ama bunun önüne geçmenin bir yolu var; o da sesli kitapları çok sesli yapmak.</p>



<p>Peki nasıl?&nbsp;</p>



<p><img loading="lazy" width="300" height="300" class="wp-image-3770" style="width: 150px;" src="https://www.bedrettinsimsek.com.tr/wp-content/uploads/2020/04/300_00000.jpg" alt="sesli kitap" srcset="https://www.bedrettinsimsek.com.tr/wp-content/uploads/2020/04/300_00000.jpg 300w, https://www.bedrettinsimsek.com.tr/wp-content/uploads/2020/04/300_00000-150x150.jpg 150w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /> </p>





<p>Bugün sesli kitap diye önümüze konulan örnekler ne kadar monoton, ne kadar tekdüze.. Sesli kitabı okuyan bize evreni tarif ediyor ama bizi o evrenin içine sokmuyor. Ne kadar güzel okusa da kitabın atmosferini bize aktaramıyor. Kendimizi kitap kahramanlarından biri gibi hissetmiyoruz. Bir süre sonra hep aynı şeyi dinlediğimiz hissine kapılarak sıkılıyoruz. Bu okuyanın suçu mu? Hayır. Bugünkü sesli kitaplar siyah beyaz. Oysa onları renkli yapmalı. </p>



<h4>SESLİ KİTAP SATIN AL &#8211; BİR KEŞFE DÖNÜŞTÜRMEK</h4>



<p>Sesli kitaplar <a href="https://cokseslikitap.com/">nasıl olmalı</a> ki, ilgimizi hep canlı tutsun, okur bizi kitabın içine çeksin ve aynı tiyatroda olduğu gibi kendimizi içinde hissedeceğimiz büyülü bir atmosfer yaratsın?</p>



<p>Önce, kötü yazılmış bir kitabın böyle bir mucizeyi gerçekleştirmesinin imkânsız olacağı bilinmeli. Bu yüzden kötü yazarların kitapları sesli kitap için uygun değildir. Ancak eserde  derinlik varsa, atmosfer de vardır. Yoksa sesli kitabın bize aktaracağı bir şey de olamaz. Ama varsa, bunu yapmanın yolu ne? Bugünkü sesli kitaplara örneklerinden, bunun yapılamadığını, çok iyi kitapların içindeki havanın dinleyiciye aktarılamadığını görüyoruz. Dinleyici gizemli şeyler dinliyor, ama kendini o gizemle kuşatılmış gibi hissetmiyor. Eserdeki mükemmellik onu dört yandan sarmıyor. Ona muazzam bir deneyim yaşatmıyor. Onu göklere çıkarmıyor, ayağını yerden kesmiyor. Sadece onu kitap okumanın zahmetinden kurtarıyor. Acaba sesli kitaplar sadece tembel okur için yapılan bir şey midir? Yoksa bir başka kitap okuma deneyimi midir?</p>



<h4>VİDEO KİTAPLAR</h4>



<p>Sesli kitapların bir sonraki aşamasının video kitaplar olduğunu düşünüyorum. Sesli kitap satın al. Çünkü ses dosyası halinde cep telefonuna yüklenmiş kitaplar, televizyondan izlenemezler. Oysa videoya dönüştürülmüş bir sesli kitabı telefonlardaki paylaşım özelliği sayesinde televizyondan dinlenebilir ya da izlenebilir. Sesli kitabın bir sonraki aşaması ona görsellik katılması, farklı bir sanat formuna bürünmesi.. Sese hayal gücünden doğan görsel imgeler de eşlik edecek. Sadece dinlemeyeceğiz göreceğiz de. Ya da nasıl istersek öyle.. Sesli kitabın yükselişi yeni bir sanatın doğuşunu müjdeliyor. İşte bu yaratıcılıkla teknolojinin birleşmesi. Kültürümüz için çok önemli adım olacak, insanlar televizyonda saçma sapan diziler izlemekten kurtulacaklardır.</p>



<p>O halde sesli kitabı sadece sesli kitap olarak düşünmemek, onu bir başka okuma deneyimi olarak görüp buna uygun formda ürünler vermek gerek. Bunun nasıl olacağını bulmak ise sesli kitap üreticilerine düşüyor.&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.bedrettinsimsek.com.tr/seslikitapoqseslikitapaqs">Sesli kitap nasıl olmalı?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.bedrettinsimsek.com.tr">Bedrettin Şimsek</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni çıkan kitaplar arasında kalıcı olanı aramak</title>
		<link>https://www.bedrettinsimsek.com.tr/yeni-cikan-kitaplar-arasinda-kalici-olani-aramak</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Feb 2020 06:34:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bedrettinsimsek.com.tr/?p=3441</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu makaleyi yazmamın amacı, yeni çıkan kitaplar arasında okura neyin kalıcı olup olmayacağını göstermektir. Yalnız önce bir hususun altını çizmeliyim. Günümüz yazarları kendilerini beğendirmekte hiçbir zorluk çekmiyorlar. Zaten güzel olan bir şeyi anlatmanın ne zahmeti var ki? Aşk satan bir yazar, müşteri sıkıntısı çekmez. Okurlar da ancak görüşlerine katılmadıkları bir yazarı edebi açıdan daha doğru&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.bedrettinsimsek.com.tr/yeni-cikan-kitaplar-arasinda-kalici-olani-aramak">Yeni çıkan kitaplar arasında kalıcı olanı aramak</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.bedrettinsimsek.com.tr">Bedrettin Şimsek</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;">Bu makaleyi yazmamın amacı, yeni çıkan kitaplar arasında okura neyin kalıcı olup olmayacağını göstermektir. Yalnız önce bir hususun altını çizmeliyim. Günümüz yazarları kendilerini beğendirmekte hiçbir zorluk çekmiyorlar. Zaten güzel olan bir şeyi anlatmanın ne zahmeti var ki? Aşk satan bir yazar, müşteri sıkıntısı çekmez. Okurlar da ancak görüşlerine katılmadıkları bir yazarı edebi açıdan daha doğru değerlendirebilirler kanısındayım. Halkla aynı fikirde olduğunuzda, alkış eserinize değil, hep size gider çünkü. <span id="more-3441"></span></p>
<h4>EDEBİYAT NEDİR?</h4>
<p>Edebiyat elbette gördüğünü değil, hayal ettiğini yazmaktır. Hayal ettiklerimiz ise gördüklerimizin ruhumuzdaki bir yansımasıdır. Sadece akıl ya da gözlemle oluşturulmuş bir eseri edebiyat sayamayız. Çünkü kişi aklını geliştirebilir ama ne kadar hayal gücüyle doğduysa, en fazla o kadar hayal gücüyle ölür. Bu yüzden hepimiz bir başkasının düşündüğünü düşünebilir, gördüğünü görebilir ama hayal ettiğini hayal edemeyiz. İşte sanatçıyı eşsiz kılan budur. O halde edebiyat, bir kitaba anlattığı hikayeden fazlasını katmak, bir söz söylediğinde söylediğinden çoğunu ifade etmektir.</p>
<h4>YENİ KİTAP, ESKİ YAZAR</h4>
<p>Akıl düşünür, hayal gücü düşündüğüne hissettiğini de katar. Aklın siyah beyaz dünyasını hayal gücü değişik renklere boyar. Akıl sözcükleri kendi anlamlarıyla ele alır, diğeri onların anlamlarını değiştirir. Sanatçı olmanın ilk şartının, herkesin baktığı gibi bakmamak, düşündüğü gibi düşünmemek, hissettiği gibi hissetmemek olduğunu söylüyorum ki, bu daha çok doğuştan gelen hayal gücünün eseridir. Ne var ki, tanrının sadece belli insanlara bahşettiği bu imtiyaz, bugün eline kalem alan herkesin sahip olduğunu iddia ettiği şeydir.</p>
<p>Okur bir kitaptaki görüşlere katılmayabilir elbette. Ama bu o kitabın hoşa gitmesini engeller mi? Bir şeyi beğenmemiz için onun düşüncelerimize uygun olması şart mı? Hem zaten güzel olan bir şeyi anlatmanın ne zahmeti var? Aşk satan bir yazar, müşteri sıkıntısı çekmez. Okurlar da ancak görüşlerine katılmadıkları bir yazarı edebi açıdan daha doğru değerlendirebilirler kanısındayım. Halkla aynı fikirde olduğunuzda, alkış eserinize değil, hep size gider çünkü. İçinde hiç karşı fikir bulunmayan kitapların, güzel de yazılmış olsalar, güzelliklerinden asla emin olamayacağımızı söylemek istiyorum. Kaldı ki, edebiyat gördüğünü değil, hayal ettiğini yazmaktır. Bu tanımı doğru kabul etmek zorundayız; aksi takdirde her yeni çıkan kitap edebiyat ürünü olarak kabul edilirdi.</p>
<h4>HEP YENİ KALMANIN SIRRI</h4>
<p>Bana öyle geliyor ki, bugün popüler yazarların daha çok tutmasının sebebi, onların, okurun hoşuna gitmeyecek şeyleri yazmaktan kaçınarak kendilerini beğendirmek durumunda kalması, yalanların daha çok satmasıdır. Aksi durumda yazar kitabının güzel olmasına çalışarak kendini affettirebileceğini bilir. İşte yazarlar böyle suç işlemektense, yeteneksizlikleri yüzünden suçlu çıkmayı daha çok tercih ederler. Ama yeni de olamazlar. Çünkü edebiyat, kimsenin bilmek istemediği bir gerçeği, herkesin görmek isteyeceği bir şekle sokmaktır da.. Ne yazık! Yeni yazarların insan üzerine söyleyecekleri hiçbir şey yok. Bu yüzden yeni çıkan kitaplar hep birbirinin tekrarı, herkes aslında aynı şeyi yazıyor. Söyleyin, pek çok benzeri olan bir eser kalıcı olabilir mi? Hayır. Ancak eşsiz olan yarına kalır. Dahası okur bir kitabı her okuyuşunda aynı lezzeti almıyorsa, o kitap eskiyor demektir. Eskiyen bir şeyin kalıcı olması söz konusu olamaz. Ancak her okunuşta bize güzel gelen bir eser, güzelliğini hiç yitirmeyecek, hep yeni kalacaktır.</p>
<p>(<em>Bu makale &#8216;Tehlikeli Düşünceler&#8217; kitabının ön sözünden yola çıkılarak yazılmıştır</em>.)</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.bedrettinsimsek.com.tr/yeni-cikan-kitaplar-arasinda-kalici-olani-aramak">Yeni çıkan kitaplar arasında kalıcı olanı aramak</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.bedrettinsimsek.com.tr">Bedrettin Şimsek</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Tehlikeli Düşünceler&#8217; üzerine bir yazı &#8211; Yeni çıkan kitap</title>
		<link>https://www.bedrettinsimsek.com.tr/tehlikeli-dusunceler-uzerine</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Dec 2019 18:26:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni çıkan kitap]]></category>
		<category><![CDATA[yeni çıkan kitaplar]]></category>
		<category><![CDATA[yeni kitap]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bedrettinsimsek.com.tr/?p=2960</guid>

					<description><![CDATA[<p>Herkesin başkalarından daha güzel yazmak için kendini paraladığı günümüzde, bu kadar çok bayağı olunmasının sebebi nedir? Çünkü yazarlar, ancak doruklarda açan güzellik çiçeğini koparmak için yükseklere tırmanmaya çalıştıkça, daha derin bir bayağılık çukuruna düşmekten kendilerini alamıyorlar.Yuvarlandırdıkları yerde birbirlerine benziyorlar. Sonra birbirlerine bakıp edebiyatın bu olduğunu sanıyorlar.Güzel sözler kendiliğinden doğar. Tasarlanarak yaratılan güzellik, tabiatta kendiliğinden açan&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.bedrettinsimsek.com.tr/tehlikeli-dusunceler-uzerine">&#8216;Tehlikeli Düşünceler&#8217; üzerine bir yazı &#8211; Yeni çıkan kitap</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.bedrettinsimsek.com.tr">Bedrettin Şimsek</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Herkesin başkalarından daha güzel yazmak için kendini paraladığı günümüzde, bu kadar çok bayağı olunmasının sebebi nedir? Çünkü yazarlar, ancak doruklarda açan güzellik çiçeğini koparmak için yükseklere tırmanmaya çalıştıkça, daha derin bir bayağılık çukuruna düşmekten kendilerini alamıyorlar.<br>Yuvarlandırdıkları yerde birbirlerine benziyorlar. Sonra birbirlerine bakıp edebiyatın bu olduğunu sanıyorlar.<br>Güzel sözler kendiliğinden doğar. Tasarlanarak yaratılan güzellik, tabiatta kendiliğinden açan çiçeklerin yanına bizim koyduğumuz yapma çiçekler gibidir.<br>Çünkü bir şey anlatmak için yazarsanız anlamı boğarsınız. Günümüz yazarlarının eserlerinde anlamlı sözler yer olmamasının nedeni, söylemek istediklerini uzun uzun anlatmaya çalışmalarıdır. Sıradan bir yazar bir olayı kavratmak için onu bize anlatmaktan başka bir yol bulamaz. Büyük yazarlar ise bir olayı anlamamızı onu bize anlatmadan da başarırlar.<br>Özlü sözler fikir ürünü değildir. Onlar düşünülmeden ilhamla ortaya çıkar. Eğer düşünerek özlü sözler bulmaya çalışırsanız aklınıza aptalca şeyler gelme olasılığı daha çoktur. O halde özlü sözler bulmak için onları aramaya çıkmayın, sadece kapınızı açıp bekleyin.</p>



<figure class="wp-block-image"><img src="https://www.bedrettinsimsek.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/teh1-438x627.jpg" alt=""/></figure>



<h2>Son Eserler</h2>



<p>BEDRETTİN ŞİMŞEKAydınlanma edebiyatı</p>



<ul><li><a href="https://www.bedrettinsimsek.com.tr/#tab-a90f5cdd-9106-3">Tehlikeli Düşünceler</a></li><li><a href="https://www.bedrettinsimsek.com.tr/#tab-710840bb-503e-2">Aşk Bir Delilik mi?</a></li><li><a href="https://www.bedrettinsimsek.com.tr/#tab-1491469625125-2-5">Adem ve Havva</a></li></ul>



<p>Türkiye’de modern aydınlanma edebiyatının kurucusu Bedrettin Şimşek’ten olağanüstü yaratıcılığını kanıtlayan yazınsal bir mucize…</p>



<p>Felsefeyi sanata dönüştüren bir edebiyat harikası…</p>



<p>Hepsi yazara ait pek çok tehlikeli düşünceyi bir araya getiren zeka yüklü bir başyapıt… İnsan aklının en soylu eserlerinden biri…</p>



<p>Gerçek edebiyatı arayan, özleyen bütün aydınlık insanlara…<a href="http://shopier.com/2283692">TEHLİKELİ DÜŞÜNCELER KİTABINI TEK TIKLA SATIN ALIN<br> </a></p>



<figure class="wp-block-embed-wordpress wp-block-embed is-type-wp-embed is-provider-bedrettin-simsek"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="Lc8nGGswNj"><a href="https://www.bedrettinsimsek.com.tr/">Ana sayfa</a></blockquote><iframe title="&#8220;Ana sayfa&#8221; &#8212; Bedrettin Şimsek " class="wp-embedded-content" sandbox="allow-scripts" security="restricted" style="position: absolute; clip: rect(1px, 1px, 1px, 1px);" src="https://www.bedrettinsimsek.com.tr/embed#?secret=Lc8nGGswNj" data-secret="Lc8nGGswNj" width="600" height="338" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe>
</div></figure>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.bedrettinsimsek.com.tr/tehlikeli-dusunceler-uzerine">&#8216;Tehlikeli Düşünceler&#8217; üzerine bir yazı &#8211; Yeni çıkan kitap</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.bedrettinsimsek.com.tr">Bedrettin Şimsek</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir eleştiriye yanıt</title>
		<link>https://www.bedrettinsimsek.com.tr/bir-elestiriye-yanit</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Dec 2019 18:22:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni çıkan kitap]]></category>
		<category><![CDATA[yeni çıkan kitaplar]]></category>
		<category><![CDATA[yeni kitap]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bedrettinsimsek.com.tr/?p=2958</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir gün aklı başında bir kişi bana bugüne kadar altı kitap yazmış olmama rağmen neden bu kitaplardan hiçbir yerde söz edilmediğini sordu ve şöyle bir yorumda bulundu: ‘Demek ki kitaplarınız edebi bir değer taşımıyor. Siz de kötü bir yazar olmalısınız ki, yayınevleri kitaplarınızı yayınlamıyor. Okurlar da kitaplarınızı beğenmemişken, çünkü onları kimse satın almıyor, sizin kendinizi&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.bedrettinsimsek.com.tr/bir-elestiriye-yanit">Bir eleştiriye yanıt</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.bedrettinsimsek.com.tr">Bedrettin Şimsek</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bir gün aklı başında bir kişi bana bugüne kadar altı kitap yazmış olmama rağmen neden bu kitaplardan hiçbir yerde söz edilmediğini sordu ve şöyle bir yorumda bulundu:<br> ‘Demek ki kitaplarınız edebi bir değer taşımıyor. Siz de kötü bir yazar olmalısınız ki, yayınevleri kitaplarınızı yayınlamıyor. Okurlar da kitaplarınızı beğenmemişken, çünkü onları kimse satın almıyor, sizin kendinizi böyle büyük yazar olarak görmeniz, bütün âlemi aptal kendinizi de akıllı yerine koymak değil de nedir?’<br> Ona şöyle yanıt verdim:<br> ‘Bahsettiğiniz olumsuzluklar gerçeği yansıtıyor. Kitaplarımın üzerinde konuşulmaya değer şeyler görülmediği ortada. Yayınevlerinin beni yazar yerine koymadıkları belli. Okurun beni sevmediği de açık bir gerçek.. Ama yazdıklarımın değeri değil, önüme konulan bütün bu engellere karşın hala yazmaya devam etmem tezinizi çürütüyor. Eğer sözleriniz doğru olsaydı inanın, tüm bu zorluklardan yılar, kalemi kâğıdı bırakırdım. Yazdığım her kitap beni büyük zarara soktu. Her biri zaman kaybından başka bir şey değildi. Son kitabım beni az daha iflas ettiriyordu. Yazmak bugüne kadar bana üzüntüden başka bir şey vermedi. Kimseden destek görmedim. Bütün kapılar suratıma kapandı. Pek çok şeyden mahrum kaldım. Keşke yazmasaydım dediğim çok oldu. Şimdi kim on beş yıl, yirmi yıl, hem de istemeye, istemeye bu inadı gösterebilir?<br> Bu sıkıntıya katlanabilir? Bir yazar olmayan biri, içten gelen bir dürtü olmadan, hayatından bu kadar çok fedakârlık yapabilir mi? Ama merak etmeyin. Şu an yazmakta olduğum kitabımla bütün çilem sona erecek. Yeni kitabımla düşmanlarım beni kendimden kurtarıp, varlığımı huzura erdirecekler.’</p>



<p>yeni çıkan kitaplarıma göz atabilirsiniz.</p>



<figure class="wp-block-image"><img src="https://www.bedrettinsimsek.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/teh1-438x627.jpg" alt=""/></figure>



<h2>Son Eserler</h2>



<p>BEDRETTİN ŞİMŞEKAydınlanma edebiyatı</p>



<ul><li><a href="https://www.bedrettinsimsek.com.tr/#tab-a90f5cdd-9106-3">Tehlikeli Düşünceler</a></li><li><a href="https://www.bedrettinsimsek.com.tr/#tab-710840bb-503e-2">Aşk Bir Delilik mi?</a></li><li><a href="https://www.bedrettinsimsek.com.tr/#tab-1491469625125-2-5">Adem ve Havva</a></li></ul>



<p>Türkiye’de modern aydınlanma edebiyatının kurucusu Bedrettin Şimşek’ten olağanüstü yaratıcılığını kanıtlayan yazınsal bir mucize…</p>



<p>Felsefeyi sanata dönüştüren bir edebiyat harikası…</p>



<p>Hepsi yazara ait pek çok tehlikeli düşünceyi bir araya getiren zeka yüklü bir başyapıt… İnsan aklının en soylu eserlerinden biri…</p>



<p>Gerçek edebiyatı arayan, özleyen bütün aydınlık insanlara…<a href="http://shopier.com/2283692">TEHLİKELİ DÜŞÜNCELER KİTABINI TEK TIKLA SATIN ALIN<br>

</a></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.bedrettinsimsek.com.tr/bir-elestiriye-yanit">Bir eleştiriye yanıt</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.bedrettinsimsek.com.tr">Bedrettin Şimsek</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Neden popüler bir yazar değilim?</title>
		<link>https://www.bedrettinsimsek.com.tr/neden-populer-bir-yazar-degilim</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Dec 2019 18:19:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni çıkan kitap]]></category>
		<category><![CDATA[yeni çıkan kitaplar]]></category>
		<category><![CDATA[yeni kitap]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bedrettinsimsek.com.tr/?p=2956</guid>

					<description><![CDATA[<p>Felsefe çağı bitti. Şimdi size ne deniyorsa ona inanmak zorundasınız. Bu yüzden edebiyatta düşünceye artık yer yok. Eğer bir fikir sahibi olduğunuzu düşünüyorsanız popüler bir yazar olmayı aklınızın ucundan bile geçirmemelisiniz. Bugün bir yazar olmak için yetenekli olmaya da gerek yok. Hatta yeteneksiz olmak daha iyi bile. Ne de olsa yeteneksiz birini yetenekli gibi gösterebilir,&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.bedrettinsimsek.com.tr/neden-populer-bir-yazar-degilim">Neden popüler bir yazar değilim?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.bedrettinsimsek.com.tr">Bedrettin Şimsek</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p></p>



<p>Felsefe çağı bitti. Şimdi size ne deniyorsa ona inanmak zorundasınız. Bu yüzden edebiyatta düşünceye artık yer yok. Eğer bir fikir sahibi olduğunuzu düşünüyorsanız popüler bir yazar olmayı aklınızın ucundan bile geçirmemelisiniz.<br> Bugün bir yazar olmak için yetenekli olmaya da gerek yok. Hatta yeteneksiz olmak daha iyi bile. Ne de olsa yeteneksiz birini yetenekli gibi gösterebilir, ama yetenekli birini yeteneksiz gibi gösteremezsiniz. Çünkü günümüzde hiç kimse istenildiğinde gözden düşürülemeyecek birinin yükselmesini arzu etmez. <br> Bugün en çok satan yazarlara baktığımızda çoğunun bir gazetede yazdığını görüyoruz. Neden?  Çünkü ancak bir kukla gibi iplerinin elinizde olduğu birine güvenebilirsiniz. Onun kitaplarını gönül rahatlığıyla yayınlayabilirsiniz. İçlerinde tehlikeli şeyler olmayacağına inanabilirsiniz. Zaten onları bu kadar sıkıcı, vasat yapan da bu ya..<br> Eğer bir yazar olarak, bir kral tahtında oturmayı hak etmişseniz, hiç kimsenin sizi o tahta oturtmayacağına emin olabilirsiniz. Çünkü hak ettiği bir mevkide oturana dalkavukluk yaptıramazsınız. Bu yüzden bugün edebiyatta, basın dünyasında çoğu kişi hak etmedikleri mevkilere yükseltilmişlerdir.<br> Günümüzde iyilik yapanın iyilik bulacağına ancak deliler inanır. Buna inanmak bir insanın çalışarak zengin olacağına inanmak kadar saçmadır. Eğer iyilik yapan kötülük buluyor, insan çalışmakla daha da yoksul düşüyorsa aynı durum edebiyat dünyasında da geçerlidir.<br> Demek ki bugün popüler olmak için kötü yazmak yetmiyor. Kötü kalpli de olmak gerekiyor. Bu yüzden çağdaş edebiyatın kendine konu olarak kötülüğü seçmesi kimseyi şaşırtmamalı.<br> İşte tüm bu sebeplerden dolayı popüler bir yazar değilim. Ancak böyle, ben kimseye haksızlık yapmadım, haksızlığa göz yummadım, yeteneğim kötü insanların elinde bir araç olmadı, hiç kimsenin acı çekmesine sebep olmadım, diyebilirim. Sonunda acı çeken ve haksızlığa uğrayan ben olsam da..</p>



<p><a href="https://www.bedrettinsimsek.com.tr/">yeni çıkan kitap ve yeni çıkan kitaplarıma göz atabilirsiniz.</a></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.bedrettinsimsek.com.tr/neden-populer-bir-yazar-degilim">Neden popüler bir yazar değilim?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.bedrettinsimsek.com.tr">Bedrettin Şimsek</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yazarlık Üzerine &#8211; Yeni Çıkan Kitaplarım</title>
		<link>https://www.bedrettinsimsek.com.tr/yazarlik-uzerine</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Dec 2019 18:13:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni çıkan kitap]]></category>
		<category><![CDATA[yeni çıkan kitaplar]]></category>
		<category><![CDATA[yeni kitap]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bedrettinsimsek.com.tr/?p=2953</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Bir eseri, yazarından daha uzun ömürlü yapan nedir, bulmak zordur; ama alkış ve ödül olmadığı kesindir. Nitekim bugün yazarların kazandıkları en parlak zaferler bile hiç unutulmayacakları anlamına gelmez.O halde büyüklük iddiası taşıyan her yazar, edebiyat tahtında bir hak talep etmek için eserini yarına taşıyacak olanın ne olduğunu bize söylemelidir.Bir yazarı ölümsüz kılan, iyi bir&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.bedrettinsimsek.com.tr/yazarlik-uzerine">Yazarlık Üzerine &#8211; Yeni Çıkan Kitaplarım</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.bedrettinsimsek.com.tr">Bedrettin Şimsek</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>&nbsp;</p>



<p>Bir eseri, yazarından daha uzun ömürlü yapan nedir, bulmak zordur; ama alkış ve ödül olmadığı kesindir. Nitekim bugün yazarların kazandıkları en parlak zaferler bile hiç unutulmayacakları anlamına gelmez.<br>O halde büyüklük iddiası taşıyan her yazar, edebiyat tahtında bir hak talep etmek için eserini yarına taşıyacak olanın ne olduğunu bize söylemelidir.<br>Bir yazarı ölümsüz kılan, iyi bir kurguyla güzel bir hikâye anlatması olabilir mi?<br>Günümüz romancılarına bakıyor, onlar dünküleri nasıl unutturduysa, gelecekte daha iyi kurguyla çok daha güzel hikâyeler anlatacak romancıların da bugünküleri öyle unutturacaklarını düşünüyorum.<br>Güzel bir kitap yazmak da geleceğin yazarları arasında bir yer kapmak için yeterli olamaz. Çünkü her güzellik zamanla sararıp solar. Aynı ihtiyarların yerlerini gençlere bıraktığı gibi, onlar da yerlerini yeni gelen daha taze başka güzellere bırakır.<br>Bir yazarın yarına kalmasını sağlayan, üslup da olmadığına göre, o halde nedir?<br>İşte bu tarif edilemez. Eğer bir yazarı ölümsüz kılan şey, kelimelere dökülebilseydi hemen reçetesi çıkarılır, ilaç gibi her yazara sunulabilirdi.<br>Peki, günümüzün kısır edebiyatında yıpratıcı zamana dayanabilecek, yarının usta yazarları karşısında dimdik ayakta duracak, gelecekte yeni şaheserler ortaya çıktığında bile gözden düşmeyecek eserler var mı?<br>Pek çokları benim ‘Tehlikeli Düşünceler’ adlı kitabım nedeniyle kendimi Türk edebiyatının en büyük yazarı olarak ilan etmemi densizlik olarak nitelediler. Büyüklüğün ancak ücretle satın alındığı günümüzde bunun bedavaya getirilmiş olmasına içerlediler. Bazıları ancak kendilerinin büyük ilan ettikleri kişilerin büyük sayılması gerektiğini söylediler. Herkesin elinden gelse kendi dalkavuğunu oturtacağı kral tahtının zaten dolu olduğunu eklediler. Kimileri de yazarın böyle bir iddiada bulunmak için kimden izin aldığını sordular. Bazıları beni ciddiye almayarak basiretsizlik gösterdiler. Oysa bir yazarın böyle bir iddiada bulunmasının ne sakıncası var?  Keşke her yazar neden önemli olduğunu bize tek bir cümleyle söyleyebilecek bir yaratıcılığı sergileyebilseydi. Pek çoklarının değerli bulduklarının bile neden değerli olduğunu söyleyemediği, bunun için klişelere başvurduğu, herkesin tekniğiyle, eserine verdiği şekille övündüğü bu ruhsuz, anlamsız devirde hepimizin şu soruyu sorma hakkımız olduğu düşünüyorum: Bugün edebiyatta hiç kimsenin aklına gelemeyecek şeyleri hiç kimsenin söyleyemeyeceği bir tarzda söyleyecek eserlerinde aşk, ölüm gibi tüketilmiş temalar üzerine bile hala yeni şeyler söylenebileceğini bize gösterecek kim var? Nobel ödülü almış yazarların kitaplarında dahi tek bir orijinal fikre rastlanmazken acaba biri çıkar da okurun yadırgayacağı en aşırı düşünceleri bile incelikle ifade eden bir yazar ismi bize söyleyebilir mi? <br>Eğer söyleyemezse o zaman beni ayıplayanlara dönüp derim ki: <br>‘Türk edebiyatı bir evse, ben de o evi saran bir yangınım. Bu evi bir gün içindekilerle birlikte yakıp kül edeceğim.’</p>



<p></p>



<p><a href="https://www.bedrettinsimsek.com.tr/">yeni çıkan kitap ve yeni çıkan kitaplarıma göz atın</a></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.bedrettinsimsek.com.tr/yazarlik-uzerine">Yazarlık Üzerine &#8211; Yeni Çıkan Kitaplarım</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.bedrettinsimsek.com.tr">Bedrettin Şimsek</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tanrı var mı, yok mu? Bir mesaja yanıt.</title>
		<link>https://www.bedrettinsimsek.com.tr/tanri-var-mi-yok-mu-bir-mesaja-yanit</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Dec 2019 15:38:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni çıkan kitap]]></category>
		<category><![CDATA[yeni çıkan kitaplar]]></category>
		<category><![CDATA[yeni kitap]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bedrettinsimsek.com.tr/?p=2949</guid>

					<description><![CDATA[<p>Subject: Re: Bedrettin ŞimşektenFrom:To: bedrisimsek@hotmail.com Merhaba Bedrettin Bey, İnternet vasıtası ile Aşk Zehri ve Tehlikeli Düşünceler kitaplarınızı edinebildim ve okumaya başladım. Din ve Tanrı konusunda sizinle aynı görüşte bulunmamam, Aşk Zehri&#8217;ndeki deyiş bütünlük ve güzelliğininden, üslub sağlamlığından çok etkilenmemi engellemiyor. Tehlikeli Düşünceler&#8217;deki aforizmaların arkasında ise bir sahihlik, -eski söyleyişle- bir tefekkür cehdi bulunduğu hemen anlaşılıyor.&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.bedrettinsimsek.com.tr/tanri-var-mi-yok-mu-bir-mesaja-yanit">Tanrı var mı, yok mu? Bir mesaja yanıt.</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.bedrettinsimsek.com.tr">Bedrettin Şimsek</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p></p>



<p>Subject: Re: Bedrettin Şimşekten<br>From:<br>To: bedrisimsek@hotmail.com</p>



<p><code>Merhaba Bedrettin Bey,</code></p>



<p>İnternet vasıtası ile Aşk Zehri ve Tehlikeli Düşünceler kitaplarınızı edinebildim ve okumaya başladım. Din ve Tanrı konusunda sizinle aynı görüşte bulunmamam, Aşk Zehri&#8217;ndeki deyiş bütünlük ve güzelliğininden, üslub sağlamlığından çok etkilenmemi engellemiyor. Tehlikeli Düşünceler&#8217;deki aforizmaların arkasında ise bir sahihlik, -eski söyleyişle- bir tefekkür cehdi bulunduğu hemen anlaşılıyor. Düşünsel yaşanmışlığa dayanan, yaşayan sözler bunlar. Yeni çıkacak kitabınızı da heyecanla bekleyeceğim.</p>



<p>Edinebildiğim bu iki kitabınızı, hafta sonuna kadar bitirmeyi umuyorum. (Bitirmek deyişi, özellikle Tehlikeli Düşünceler için yanlış oldu, bir başucu kitabı o). Sonrasında sizinle görüşüp, kitaplarınızı imzalatmak isterim.</p>



<p>Güzellikler dilerim.</p>



<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</p>



<p>From: bedrisimsek@hotmail.com<br>To: …………………..<br>Subject: RE: Bedrettin Şimşekten<br>Date: Wed, 7 Nov 2012 09:42:27 +0200</p>



<p>Sayın …..</p>



<p>Nezaketiniz için teşekkür ediyorum. Yalnız şunu belirtmem gerekir ki, benim hakkımda sadece siz öyle düşünüyorsunuz. Çünkü ben kötü bir yazar olmalıyım ki, bugün hiçbir yayınevi kitaplarımı yayınlamak istemiyor. Nitekim Gogol’un üç öyküsünden yola çıkarak yazdığım son romanım bütün yayınevleri tarafından geri çevrildi. Ben kendi paramla çıkarayım diyorum ama sonunda satılmayacak bir kitabı bastırmanın ne anlamı var? Nitekim <em>Tehlikeli Düşünceler</em> bana az üzüntüye mal olmadı. <em>Aşk Zehri</em> adlı kitabım da onu çıkaran yayınevini zarar ettirdi. Kitaplarım yayınlansa bile kitapçılar onları raflarına koyacak kadar değerli bulmuyor. Koysa bu kez okurlar okumuyor.</p>



<p>Mesajınızda benimle aynı fikirde olmadığınızı belirtmişsiniz. İnsan aynı fikirde olduğu kişilerin düşüncelerini bilmese de olur; ama fikirlerine katılmadığı birinin düşüncelerini iyice bilmelidir ki, neye karşı çıktığını anlasın. Bu yüzden din ve tanrı hakkındaki düşüncelerimi size açıklamayı borç biliyorum. Umarım fikirlerimle sizi incitmiş olmam.</p>



<p>Elbette tanrı yoktur demek hiçbir şey olmadığı anlamına gelmez. Tanrı vardır deyip bir cetvelle ölçüp biçmiş gibi onu tarif etmeye yeltenmek ise afakî bir şeydir. Ama kuşkunuz olmasın, eğer tanrı varsa, bilim bir gün onu saklandığı yerden bulup çıkaracaktır. Öyle ya,&nbsp;evrende göremediklerimiz gördüklerimizden çok daha fazlayken nasıl olur da hiçbir şeyin olmadığından söz edilebilir? Bu tanrı olsa bile..</p>



<p>Eğer hatırlarsanız Aşk Zehri adlı kitabımda ölüm anında vücuttan çıkan değil, vücuda giren bir şeyin olduğundan, bunun da ruhun olmadığını kanıtladığından söz ettim. Her canlı bir ışık görerek ölmektedir. Bu ışık, elbette beynin bir marifeti ya da vücuttan ayrılan ruhun cennete gidip orada gördüğü bir şey değildir. Yoksa hayvanlar da bizimle birlikte cennete girerdi. Bu kanımca, boşluktan doğan, bir gün fizikçilerin keşfedeceğinden emin olduğum bir fotonun vücuda girmesi sebebiyledir. Bu size deli saçması gelebilir; ama yine de ölüm anında vücuttan bir ruhun çıktığı, o ruhun daha sonra cennete seyahat ettiği ya da öldüklerinde insanın bir yere, hayvanın başka yere gittiği tezinden daha saçma değildir.</p>



<p>Şimdi, o bize nereden gelmektedir? Her fotonun bir kaynağı varsa, demek ki, onu gönderen bir şey vardır ve o belki de evrenin henüz göremediğimiz derinliklerindedir. Ona tanrı diyebilir miyiz? Eğer dersek, o bize dinlerin tarif ettiği tanrı mıdır? Sanırım bunun yanıtının verilmesi gerekir.</p>



<p>Yine Aşk Zehri adlı kitabımdan hatırlayacağınız üzere henüz ölenler için ‘Ölü değiller ama yaşamıyorlar da’ demiş, onların hala ölümle hayat arasında bir yerde durduklarından söz etmiştim. Bir gün ölüleri diriltilmenin mümkün olduğunu, bunun da bize tanrının olmadığını kanıtlayabileceğini yazmıştım. Şimdi İngiltere’nin Southampton üniversitesinde Dr. Sam Parnia’nın yirmi beş hastaneyle ortak yaptığı bir bilimsel araştırma bu sözlerimi kısmen de olsa doğrulayacak gibi görünüyor. Eğer İngilizce biliyorsanız internette <em>aware study</em> diye arayınız. Daha sonuçları açıklanmamış bu araştırmaya göre ölüm bir an değil, bir süreçtir. Dr. Parnia buradan yola çıkarak ölülerin hayata döndürülebileceğinden söz ediyor. Bu araştırma şu soruya yanıt aramaktadır: Bilinç, beynin bir ürünü müdür? Yoksa beyinden bağımsız mıdır? İlk bulgular bilincin beyinden bağımsız olduğu yönündedir. Eğer sonuçlar bu tezi doğrularsa yaratıcı bir tanrı olduğu fikri büyük bir darbe yiyecektir. Çünkü bilinç ölümden sonra varlığını sürdürüyorsa, doğumdan önce de var olmuş demektir. Hep var olduğumuza göre demek ki, biz yaratılmadık. Yine Dr. Sam Parnia’a göre ölümden sonra bilinç bir süre uyanık kalmaktadır; yani ölüler bir an için etraflarında olup biteni görebilmektedir. Benim kişisel kanaatim daha sonra bilincin farklı bir boyuta geçtiği, o boyutun da rüyalarımızın yapıldığı malzemeden yapılmış olduğudur. Bu konulara <em>Gogol’un üç öyküsünün romanlaştırılması</em> adlı son kitabımda uzun uzun değindim.</p>



<p>Eğer <em>aware study</em> bilincin beyinden bağımsız olduğunu ortaya koyarsa insanda farklı bir maddeden yapılmış yeni bir organ bulunmuş gibi olacaktır. Demek ki beynimiz, bilincimizin bir alıcısı gibi çalışmaktadır. Ne var ki, bilinç kusursuz bir radyo vericisi gibi olsa da, alıcı verici kapasitesinde değildir. Çünkü bilinç, eter gibi sonsuza yayılan, bir yerle sınırlandırılamayan, mekâna bağlı olmayan bir şeydir. Ben ise mekâna bağlıdır, kusurlu beynimizin bilincimizi algıladığı yerle sınırlanmıştır. Bu yüzden beyin aldığından pek azını, o da yalan yanlış aktarır. Yani değerlendirmelerimizin yanlış algı olması ihtimali çoktur.</p>



<p>Eğer öyleyse, aynaya baktığımızda gördüğümüz şey konusunda bile yanılıyorsak, o zaman tanrı konusunda da yanılmamız kaçınılmaz.</p>



<p>Bilim, insanın evrendeki yerine dair tüm inanışlarını yıktı. Şimdi sıra insanın kendi benine dair inanışının yıkılmasına geldi. Bir düşünün, güneşin gerçekte ne olduğunu anlamamız bile binlerce yıl aldı. Güneş her gün karşımızda durduğu halde onun ne olduğunu çok sonra bilim sayesinde öğrendik. Bilim bir gün bize de ne olduğumuzu söyleyecek. Böylece <em>benin ben olmadığı</em>, ben duygusunun kaynağını bedenimizin dışında aramak gerektiği ortaya çıkacak. Çünkü hali hazırda kendi kendimizi tarif edişimiz, ilkel insanın güneşi başka bir şey sanmasına benziyor. Oysa ne tanrı bizim inandığımız gibi bir tanrıdır, ne de biz kendimiz düşündüğümüz gibiyiz. O halde çok az şey biliyorken kesin konuşmak, insanın inandıklarına ancak inanmak istemesiyle açıklanır.</p>



<p>Ben bilincin bize o fotonu gönderen kaynakla aynı nitelikte olduğunu düşünüyor, başta sorduğum soruyu tekrar soruyorum: O şey tanrı olabilir mi?</p>



<p>İçimden bir his, o tanrı olsa bile onun tapılacak ya da putlaştırılacak bir tanrı olmadığını ama tüm canlılığın özü olduğunu söylüyor. O biraz felsefenin daha çok da fizik biliminin konusuna girmektedir. Yani size ibadet edilecek bir tanrı olmadığını söylesem de yine bir tanrı olmadığını söylemiyorum. Eğer kesin konuşursam dindarların düştüğü hataya düşerim.</p>



<p>Elbette bilim, bugün Higgs parçacığı diye adlandırdığı tanrıyı keşfetmenin kapısını açacaktır. Bilim sayesinde, güneşin güneş olduğu anlaşıldıktan sonra put olmaktan çıkması gibi bilim gerçek tanrıyı keşfedince, bütün dinler ortadan kalkacaktır.</p>



<p>Çünkü günümüzün tanrısı, kaba saba bir karikatürden, insanoğlunun arzularının ona yansımasından başka bir şey değildir. O bir insanın diğer insan üzerinde tahakküm kurmasının bir aracıdır. Tarih boyunca da hep zorbalığa alet olmuştur. Siyasete alet edilen din ise tanrıya ulaşmanın değil, ahlaksız politikacılar için iktidar olmanın bir yoludur. Bu yüzden kendilerine söylenen tanrıya inananlar, ya korkularından ya da aslında öyle bir tanrının olmasını arzu ettiklerinden ona inanıyorlar. Tanrı yok diyenler onların arzularına karşı geldiklerinden şiddetle karşılanıyorlar.</p>



<p>Bana sorarsanız, asıl tanrıya inananlar, tanrıdan habersiz yaşayanlardır. O halde tanrıyı bulmak için önce onu reddetmek gerekir.</p>



<p>Bu düşüncelerimi size çok saçma gelen, ölümümüzden önce vücudumuza giren bir foton olduğu tezi üzerine kurdum. Elbette bilim kanıtlamadıkça böyle bir şeye inanmak doğru olmaz. Yalnız insan kuşkucu yanını hep muhafaza etmelidir, aksi takdirde doğruyu hiç bulamaz.</p>



<p>Saygı ile</p>



<p>Bedrettin Şimşek</p>



<p><strong><em>2 temmuz 2013 tarihinde İngiliz Daily Mail gazetesinde yayınlanan bilimsel bir araştırma ölüm anında hücreden hücreye geçerek gövde içinde yayılan floresan parlaklığında esrarengiz bir ışık dalgasının varlığını fotoğraflarla ortaya koymuştur. Bu durumun etkisiyle gövde ölüme yaklaştığında içten bir ışıkla parlamakta (ölümden dönenlerin gördüklerini söyledikleri ışığın kaynağı bu olabilir mi?) ölüm gerçekleşince ise bu ışık sönmektedir. Bu benim 2005 yılında &#8216;Aşk Zehri&#8217; kitabımda bahsettiğim ölüm fotonu olabilir mi? <a href="http://www.dailymail.co.uk/sciencetech/article-2376736/Could-humble-worm-help-reveal-secrets-die.html">Bilgi için tıklayın</a></em></strong></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.bedrettinsimsek.com.tr/tanri-var-mi-yok-mu-bir-mesaja-yanit">Tanrı var mı, yok mu? Bir mesaja yanıt.</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.bedrettinsimsek.com.tr">Bedrettin Şimsek</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Profesör Onur Bilge Kula’nın Orhan Pamuk ile ilgili makalesi üzerine</title>
		<link>https://www.bedrettinsimsek.com.tr/profesor-onur-bilge-kulanin-orhan-pamuk-ile-ilgili-makalesi-uzerine</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Dec 2019 15:34:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni çıkan kitap]]></category>
		<category><![CDATA[yeni çıkan kitaplar]]></category>
		<category><![CDATA[yeni kitap]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bedrettinsimsek.com.tr/?p=2943</guid>

					<description><![CDATA[<p>24 Kasım 2011 tarihli Cumhuriyet gazetesinin kitap ekinde Orhan Pamuk’un Saf ve Düşünceli Romancı adlı kitabı üzerine Profesör Onur Bilge Kula’nın makalesi yayınlandı. Aynı zamanda kütüphaneler genel müdürü olan profesör, bu makalesinde bir edebiyat bilimcisi sıfatıyla, Orhan Pamuk’u en yükseklere çıkarmış, adeta dahi mertebesine oturtmuş. Yazarımızı Bakire Diana’ya benzetmiş, onu dünya denilen binanın arkasında duran&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.bedrettinsimsek.com.tr/profesor-onur-bilge-kulanin-orhan-pamuk-ile-ilgili-makalesi-uzerine">Profesör Onur Bilge Kula’nın Orhan Pamuk ile ilgili makalesi üzerine</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.bedrettinsimsek.com.tr">Bedrettin Şimsek</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>24 Kasım 2011 tarihli Cumhuriyet gazetesinin kitap ekinde Orhan Pamuk’un <em>Saf ve Düşünceli Romancı </em>adlı kitabı üzerine Profesör Onur Bilge Kula’nın makalesi yayınlandı.</p>



<p>Aynı zamanda kütüphaneler genel müdürü olan profesör, bu makalesinde bir edebiyat bilimcisi sıfatıyla, Orhan Pamuk’u en yükseklere çıkarmış, adeta dahi mertebesine oturtmuş. Yazarımızı Bakire Diana’ya benzetmiş, onu dünya denilen binanın arkasında duran bir tanrı gibi görmüş. Biz bugüne kadar ondan hiç sarı renkte bir şey elde edemesek de, onu düpedüz altın yumurtlayan tavuk yerine koymuş. Sonra hızını alamamış, kalbinde idealin ateşinin nasıl yandığından dem vurmuş, onun saf ve düşünceli olduğunun kesin olduğunu açıklamış, beriki de hiç alçak gönüllük göstermeden buna onay vermiş.</p>



<p>Velhasıl, makale bu çeşit sayıklamalarla devam ediyor, o kadar ki, sevgili profesöre göre Sayın Bay Orhan Pamuk’u doğanın koruyucusu olarak ilan etmek bile mümkün.</p>



<p>Kısaca bu başı sonu birbirini tutmaz yazı için söylenecek tek şey var:<br>Belli ki, Orhan Pamuk, Schiller’i anlamamış; ama profesör her ikisini anlamamış. Nitekim biz de onun karmakarışık makalesinden bir şey anlamıyoruz.</p>



<p>Öncelikle Orhan Pamuk’un saflığına kavuştuğu tarih konusunda büyük bir karışıklık olduğunu söylemeliyiz.</p>



<p>Çünkü ünlü yazarımız, kitabında Schiller’in aynı adlı eserini bundan otuz yıl önce okuduğunu, o zaman kuvvetle saf bir romancı olmayı istediğini, ama bunun gerçekleşmesi çok zor bir ideal gibi göründüğünü yazmış. Yani değerli yazarımızın anlatımına göre kendileri bundan otuz yıl önce saf değillerdi.</p>



<p>Profesör ise her şeyi bilen bir tavırla ve üniversite kürsüsünden konuşur gibi, ‘Orhan Pamuk’un <em>Saf ve Düşünceli Romancı</em> adlı kitabını okuyanlar Schiller’in aynı adlı yapıtını bundan otuz yıl önce derinlemesine irdelediğini kuramsal bakımdan içselleştirdiğini ve edimsel olarak yazınsal üretimine yansıttığını göreceklerdir’ demiş.</p>



<p>Yani profesör onun otuz yıl önce Schiller’in eserini okuduktan hemen sonra saf olduğunu çok mantıklı bir şekilde iddia ediyor.</p>



<p>Acaba bu mucize ne zaman gerçekleşmiş? İsa’nın göğe yükseldiği tarih bile biliniyorsa, bu da bilinebilir elbet. Tarihçiler bu meseleye eğilseler de işin doğrusunu öğrensek.</p>



<p>Demek profesörün onu saf olarak ilan ettiği tarihte yazarımız daha saf değildi ve yirmili yaşlarda sahip olmadığı saflığa otuz yıl sonra ellili yaşlarda kavuştu.</p>



<p>Acaba bu ikili, saflığın bekâret gibi bir şey olduğunu bilmiyorlar mı? Bence bu herkesin üzerinde düşünmesi gereken önemli bir mesele. Ayrıca profesör, Orhan Pamuk’un öz zihniyetinin doğruluğundan ve çocuksu masumiyetinden söz ediyor ki, yaltaklanmanın böylesi görülmüş, duyulmuş şey değil!</p>



<p>Schiller, safların kralların sarayında bile çobanların dünyasında rastlanılan bir içtenlik ve masumiyetle davrandığını yazıyor; bundan da Pamuk’un yirmili yaşlarda sahip olmadığı içtenlik ve masumiyete zengin olup da kendisine bir villa satın aldıktan sonra kavuştuğunu ortaya koyuyor.</p>



<p>Demek Nobel ödüllü yazarımızın bir çoban gibi içten masum olması için onun bir kral sarayında oturmasını beklemek gerekiyormuş. Yani yoksulken ona sırt çeviren tanrı, o zengin olduğunda yüzüne gülmüş. Bu size Nasrettin hocanın kürk giyince kıymeti artan adamla ilgili fıkrasını hatırlatmıyor mu?</p>



<p>Ayrıca sonradan dahi olmanın mümkün olduğunu da kütüphaneler genel müdürü sayesinde öğreniyoruz. Şöyle ki: Schiller, dahiliğin tanrı vergisi olduğunu, dahiyi dahi yapan etmenin saflık olduğunu yazıyor.</p>



<p>Profesör, Orhan Pamuk’u saf ilan ettiğine, o da yirmili yaşlarda henüz saf olmadığını itiraf ettiğine göre, kendisi Nobel almakla kalmamış, tanrı tarafından dâhilikle de ödüllendirilmiş. Yani milyoner olduktan sonra tanrının seçilmiş kulluğu makamına da atanmış.</p>



<p>Ne var ki, dâhilik saflıksa, saflık da çocuksuluk anlamına geliyorsa, bundan iyi kalpli yazarımızın yaşlandıkça çocuklaştığı sonucu çıkıyor ki, o zaman biz yazarın yirmi yıl sonraki halini düşünmek bile istemiyoruz.</p>



<p>Alın size çözülmesi gereken bir başka problem daha.</p>



<p>Ayrıca, Orhan Pamuk, Schiller’e dayanarak romancılığın aynı anda hem saf, hem düşünceli olma işi olduğunu açıklamış. Daha sonra roman yazarken kendisinin yarım saf olduğunu, çünkü bir hesap adamı olduğunu, bununsa çocukluktaki saflığın tam tersini gerektirdiğini söyleyerek bir çuval inciri berbat etmiş.</p>



<p>Demek ki milli yazarımız roman yazarken azıcık saflığını da yitiriyor, sadece pot kırarken saf oluyor. Çünkü profesör, Pamuk’un değerlendirmesi uyarınca, ‘Saf yazar, sözlerinin düşünsel ve ahlaki sonuçları üzerine kafa yormaz, başkalarının düşüncelerine ve yargılarına aldırmaz’ diyerek onun bugüne kadar kırdığı bütün potları haklı çıkarmayı üstüne almış.</p>



<p>‘Dahi, duygularla davranır, onun akla düşmeleri tanrı vergileridir’ diye yazmış. Dahi kelimesiyle Orhan Pamuk’u işaret ettiğine göre, Pamuk’un bizi kızdıran bütün sözleri de böylece tanrı vergileri olmuş oluyor. Ne iyi değil mi?</p>



<p>Bu nasıl iştir ki, Orhan Pamuk yazarken, kafamızın saf yanını unutup düşünceli yanını ortaya çıkarmamız gerektiğini söylüyor, bizim inatçı profesör hala onun saf ile düşünceliyi bütünleştirdiğini yazıyor?</p>



<p>Yazmak onun deyişiyle saflığın tam tersi bir hal gerektiriyorsa, o zaman ‘Yazar saf olmalı’ diye bir şart koşmak da neyin nesi? Bu düpedüz deli saçması değil mi?</p>



<p>Açıkçası yazarımız aynı anda birbirine zıt iki şey isteyerek bizi aklından şüphe ettiriyor. Bu şekilde Schiller’in söylediğinin tam tersini ispat etmesine rağmen profesör hala ‘Pamuk, Schiller’i çok doğru özümsemiştir’ diye yazıyor. Öbürü de kalkmış ‘Schiller’i her okuyuşunda, ona daha bir hayran olduğunu, hatta coşku duyduğunu’ anlatıyor. İnsan karşı çıktığı, anlamadığı birine nasıl hayran olur, kafam almıyor doğrusu?</p>



<p>Schiller’e sahip çıkar görünürken üzerinde tepiniyorlar, fikirlerini elbise gibi ters yüz ediyorlar. Emeği boşa giden profesör ise makalesinde bin bir zahmetle kurmaya çalıştığı binayı Orhan Pamuk’un tek bir sözle nasıl yıktığını görmeden, hala Orhan Pamuk’un romancılığını Schiller’in ortaya koyduğu ilkeler ışığında sağlam temeller üzerine kurduğunu yazıyor.</p>



<p>Peki, Orhan Pamuk’un dahi olmadığı anlaşıldığına göre yine de aldığı ödülü hak edecek kadar yetenekli olduğunu söyleyemez miyiz?</p>



<p>Bu soruya cevap vermek için değerli aklımızı yormayalım. Bunun yanıtını kitabında kendisi veriyor.</p>



<p>Düşünceli olduğunu kanıtlamaya çalışan yazar, başta bize çocuksu olduğunu söylüyor. Elbette Orhan Pamuk’u sevimli, şirin bulanlar onun çocuksu olduğuna inanabilirler. Daha sonra otuz beş yıllık romancılık hayatında, aslında resme daha çok ve doğal yeteneğinin olduğunu, kendini resim yaparken daha çocuksu ve saf, roman yazarken daha yetişkin ve düşünceli hissettiğini söylüyor. Romanları sadece aklıyla yazdığını, resimleri sadece yeteneğiyle yaptığını açıklıyor (s.90).</p>



<p>Şimdi, sadece aklıyla yazan birinin çocuksuluğundan söz edilemeyeceği gibi yeteneğinden de söz edilemez. En başta bu kitabın asıl fikriyle de çelişir sanırım.</p>



<p>Şöyle ki:</p>



<p>Orhan Pamuk’un aklı yani düşünceli yanı, romanın planını yapmak diye tarif ettiğini, işin şiirsel yaratıcılık kısmı için saflığı, çocuksuluğu kastettiğini hatırlarsak onun bu sözleriyle kurmaya çalıştığı iki ayaklı yapının çöktüğünü söyleyebiliriz.</p>



<p>O halde insanın sonunda çürüteceği bir fikri böyle uzun uzun savunmasının ne anlamı var? Neden kalkar da söylediğinin tersini ispat etmek için bir kitap yazar? Yayınevinin editörleri bu kitabı okurken uyumuş mu? Elbette o paragrafın (s.90) kitaptan çıkarılması gerekiyordu. Hiç olmazsa eser bu kadar tutarsız olmazdı. İçindekilerin boş gevezelik olduğu ortaya çıkınca, açıkçası bu kitabı okumak için bir sebep kalmıyor. Elbette böylesi laf kalabalığı dinleyeni budalaya çevirir. İnsan işin özünü önce fark edemez ve överse ancak bir enkazı över. Nitekim profesör de temelleri sağlam diye göklere çıkardığı kitap çökerken, kendi makalesinin gümbürtüye gittiğini göremiyor.</p>



<p>Acaba bu körlük sadece ona mı mahsus, yoksa bu Orhan Pamuk’un diğer hayranları için de söylenebilecek bir şey mi? Çünkü böylesi çelişkileri görmemek için sersem olmak gerek. Ya da Nobel ödülünün Nasrettin hocanın fıkrasındaki zengin kürkün yarattığı etkiyi yaratmış olması mümkün mü? Yoksa bu menfaat karşılığı yazılan bir yazı mı?</p>



<p>Bize kalırsa, Orhan Pamuk kendisine saygısı varsa, derhal roman yazmayı bırakmalı ve resim yapmaya başlamalı. Çünkü aldığı ödül büyük olduğu için dalkavukları da onun yeteneğini abartmaya ihtiyaç duyuyorlar. Böylece onu aldatıyorlar. Nitekim ısmarlama yazı gibi duran profesörün makalesi tam bu amaçla yazılmış gibi görünüyor. Pamuk’un saf ve düşünceli olduğunu söylemekle işe başlıyor, ama yazı onun hiç de öyle olmadığının anlaşılmasıyla son buluyor.</p>



<p>Bu yüzden eğer bu makale Cumhuriyet gazetesinin kitap ekinde menfaat karşılığında yayınlanmamışsa gülünçtür, menfaat karşılığında yayınlanmışsa ayıptır.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.bedrettinsimsek.com.tr/profesor-onur-bilge-kulanin-orhan-pamuk-ile-ilgili-makalesi-uzerine">Profesör Onur Bilge Kula’nın Orhan Pamuk ile ilgili makalesi üzerine</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.bedrettinsimsek.com.tr">Bedrettin Şimsek</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye’de modern aydınlanma edebiyatının kurucusu Bedrettin Şimşek, Orhan Pamuk’u düelloya davet ediyor&#8230;</title>
		<link>https://www.bedrettinsimsek.com.tr/duello-cagri-metni</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Sep 2012 20:00:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni çıkan kitap]]></category>
		<category><![CDATA[yeni çıkan kitaplar]]></category>
		<category><![CDATA[yeni kitap]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.bedrettinsimsek.com.tr/?p=336</guid>

					<description><![CDATA[<p>24 Kasım 2011 tarihli Cumhuriyet gazetesinin kitap ekinde yayınlanan bir yazıda Schiller’in dâhiyi saf ve düşünceli olmak diye nitelemesinden hareketle, Orhan Pamuk’un da saf ve düşünceliyi bütünleştirdiği anlatılmış, böylece bir dahi olduğu ima edilmiş. Makalenin yazarı profesör, çevresine iyi bakmadan onu Türk edebiyatının en büyük yazarı gibi göstermiş. Benim de kendimi ‘Tehlikeli Düşünceler’ adlı kitabım&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.bedrettinsimsek.com.tr/duello-cagri-metni">Türkiye’de modern aydınlanma edebiyatının kurucusu Bedrettin Şimşek, Orhan Pamuk’u düelloya davet ediyor&#8230;</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.bedrettinsimsek.com.tr">Bedrettin Şimsek</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>24 Kasım 2011 tarihli Cumhuriyet gazetesinin kitap ekinde yayınlanan bir yazıda Schiller’in dâhiyi saf ve düşünceli olmak diye nitelemesinden hareketle, Orhan Pamuk’un da saf ve düşünceliyi bütünleştirdiği anlatılmış, böylece bir dahi olduğu ima edilmiş. Makalenin yazarı profesör, çevresine iyi bakmadan onu Türk edebiyatının en büyük yazarı gibi göstermiş.<br />
<span id="more-336"></span><br />
Benim de kendimi ‘<em>Tehlikeli Düşünceler</em>’ adlı kitabım vesilesiyle Türk edebiyatının en büyük yazarı olarak ilan ettiğim hatırlanırsa, bu münasebetsiz yazı şahsım için kabul edilebilecek bir şey değildir. Açıkçası beni böyle ikinci sıraya itmelerine izin veremem.</p>
<p>Bu yüzden Orhan Pamuk’u lafla değil, eserleriyle bir dahi olduğunu göstermeye çağırıyorum. Böylece tartışmaya gerek kalmaz.</p>
<p>Şöyle ki:</p>
<p>Schiller, saf ve düşünceli yazar, insanı şaşırtarak eğlendirir, ona sürprizler hazırlar dediğine göre, Pamuk’un romanlarının eğlenceli olması gerekir. Eserlerinde bizi eğlendirdiği yerleri görmek isterdik doğrusu. Ayrıca kitaplarında ne gibi sürprizlerle karşılaştıklarını hayranlarının bulup bize söylemesi gerekir.</p>
<p>Schiller yine ‘Dâhinin çocuksu olmasından dolayı anlatımları törelere karşıtlıktan ötürü gülmeye yol açar’ demiş. Pamuk da çocuksu olduğunu iddia ettiğine göre, hayranları romanlarında kendilerini güldüren yerleri işaret etseler, biz de gülsek.</p>
<p>Schiller ayrıca, ‘Dahi, bu saf zariflik ile en yüce, en derin düşünceleri dile getirir’ diyor. Bu durumda Orhan Pamuk sevenler, onun kitaplarında bu yüce, derin düşünceleri bulup bize söylemekle yükümlüdürler.</p>
<p>Dahası profesör makalesinde, ‘Dahi tanrısalı üretmeye çalışır. Bu uğraş tıpkı Orhan Pamuk’un yaptığı gibi’ diyerek onun tanrısalı ürettiğini söylemektedir. Öyleyse Orhan Pamuk âşıkları onun romanlarında nerede tanrısallık bulunduğunu bize gösterseler de bilgilensek.</p>
<p>Kısaca yazar Schiller’in tarifini benimsemiş görünüyor; ama biz onun eserlerinde bu tarife uygun bir şey göremiyoruz.</p>
<p>Bundan şu çıkar: Orhan Pamuk eğer kendi kendini kandırmıyorsa, düpedüz okurlarını aldatıyor demektir. Zaten benim iddia ettiğim de bu. Eğer yalansa, buyursun doğru olduğunu göstersin. Elbette o bu ithamın altında kalmayacak, Mozart’ın karşısında Salieri’nin düştüğü durumlara düşmeden, asil bir insan gibi gereğini yapacaktır.</p>
<p>İşte bu ihtimali düşünerek ve kaçmasına meydana vermemek için -çünkü kaçması birincilik koltuğunu bana bırakması olur- onu düelloya davet ediyorum. Başka bir deyişle ben kendimi en büyük yazar olarak ilan ettiğimde, başka yazarların benim karşımda yapması gerekip de yapmadığını yapıyorum.</p>
<p>Eğer bu davetime karşılık vermezse onuruna büyük bir darbe indirmiş olur. Şerefli bir insansa kendisi hakkında söylediklerimin altında kalmaz.</p>
<p>Kaldı ki, bu düelloyu kabul etmesi onun yararınadır. Çünkü Orhan Pamuk Nobel ödülü almış olsa da birinci seçilmek için bugüne kadar kimseyle yarışmış değildir. Buyursun benimle yarışsın. Hiç kimse yeneceği bir savaştan kaçmaz. Böylece iftiracıları susturmuş olur. Üstelik onun için değersiz biri olmam menfaatinedir. Öyle ya, o şu an en tepede duruyor, ben ise en aşağıdayım. Ama ya onu düelloya davet eden <em>Saf ve Düşünceli Romancı</em> kitabında enayilikle suçladığı köy romancıları (s.19) ya da bu suçlamayı asıl üzerine alması gereken, Orhan Pamuk’un ‘Yoksul bir Türk köyünde bile bir Hamlet ‘in var olabileceğini gösteriyor’ diye alay ettiği, batı dışı gördüğü Yaşar Kemal olsaydı? (s.51)</p>
<p>Yani sırf ben Yaşar Kemal olmadığım için onun bu düelloyu kabul etmesi gerekir. Böylece kolay yoldan zafer kazanmış olur, fena mı? Elbette bunun kitaplarla yapılan bir edebiyat düellosu olduğunu söylemeye gerek yok. Düello lafıyla bir zekâ ve yetenek çarpışmasından söz ediyorum.</p>
<p>Buna rağmen benimle karşı karşıya gelmekten kaçınırsa, o zaman profesörün kendisine yakıştırdığı payeyi benden çalmış durumuna düşer ki, bu durumda hırsızların yapması gereken çaldıklarını sahiplerine iade etmektir.</p>
<p>Derhal hiçbir büyüklük iddiası taşımadığını, profesörün yanıldığını açıklasın. Elbette affetmek olgun insanların şanındandır, o zaman ben her ikisi affederim. Ama yapmazsa, beni alt etmeden bu payeyi kendisine bırakmayacağımı bilsin.</p>
<p>Ben Yaşar Kemal gibi ucu bana dokunan sözlerin altında kalacak değilim. Çünkü ne yalan söyleyim, profesörün yazısındaki bütün Orhan Pamuk övgülerini kendime hakaret saydım. Nasıl kendini dahi ilan ettirir? Hem de makalesinde bir okul talebesinin bile yapmayacağı hataları yapan bir profesöre. Bunun hesabını bana vermeleri gerekir.</p>
<p>Bugüne kadar yaptığı gibi ödüllerinin arkasına saklanmasın. Geçimini iki yüzlülükle sağlayan adi gazetecilerden dalkavukluk dilenmesin. Başkalarını üzerime salmasın. Karşıma cesaretle çıksın. Önümden kaçmadan, benimle dövüşsün.</p>
<p>Düelloya davet eden taraf ben olduğum için hasmımın silahlarıyla çarpışmayı kabul ediyorum. Madem Schiller’e hayranmış, samimi olduğunu göstersin bize.</p>
<p>Schiller, saf bir romancının bizi bir çocuğu güldürdüğü gibi güldürebileceğinden söz ediyor ve Pamuk iddia ettiği gibi saf romancıysa yazdıklarıyla bizi güldürebilir. Onun Schiller’e aşkını kanıtlamasının başka yolu yoktur.</p>
<p>Eğer Harvard Üniversitesindeki alık dinleyicilerine yutturduğu gibi bir yazarsa böyle bir vaat de bulunsun. Profesörün hatırı için yapsın bunu. Elbette ün ve zenginlikte herkesi geride bırakan bir yazardan başka yazarların yapamayacağı şeyler yapması beklenir.</p>
<p>Bana sorarsanız bu dünyada en zor şey, insanları içten güldürmektir. Bu edebiyat sahasında taklit edilemeyecek tek meziyettir. Ama bir komedyenin değil, Schiller’in tarifi uyarınca bir çocuğun güldürdüğü gibi güldürmek. Yani bunu bayağılığa düşmeden, kendisi gülünç olmadan yapmak. Çünkü insanlar komedyenleri izlemeye gülmeye hazır gidiyorlar, onlar da kendileri gülünç olmadan insanları güldüremiyorlar. Kaldı ki, bizi bugüne kadar bir kez bile güldürmeyi başaramayan birinin kendini büyük yazar saymasını aklım almıyor.</p>
<p>Derhal bu eksikliğini gidersin. Öyle ya, günümüzde okurlarını güldürmeyi vaat edebilecek kaç yazar var?</p>
<p>Dilerse benim yaptım gibi komik bir eseri alıp daha komik bir hale soksun. Bilmiyorum sayın yazarı yeteneği bu çok zor işin üstesinden gelir mi? Eğer profesörün makalesinde yazdıkları doğruysa üstesinden gelebilir. Ama söz vermezse bunu yapamayacağı için söz vermediğini okurları bilsin. Böylece ithamlarım doğru olacak, profesör yalancı çıkacaktır. O da öğrencilerinin önünde rezil olmak istemez sanırım?</p>
<p>Ben o sevgili profesörü teselli etmeyi üzerime alıyorum. Eğer Orhan Pamuk’a küserse, söz, ben kendisiyle barışırım.</p>
<p>Evet. Schiller’in tarifi uyarınca onun okurlarını güldürmesine karşılık, ben de okurlarımı güldürmeyi vaat ediyorum. İki komik roman yazarak iki kez yenilmeyi göze alıyorum. Eserlerim Orhan Pamuk’inkiler kadar kusursuz olmayacaktır elbette. Sonuçta Nobel ödülünü ben almadım. Ama unutulmasın ki, insanları güldürmeyi başaran eserin kusurları affedilir.</p>
<p>İlki yazıldı bile yayınlanmayı bekliyor. O da aynısını yapsın. Okuru kim daha çok güldürmeyi başarırsa, bu düelloyu kazanan o olsun. Kaybeden şarlatan olsun.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.bedrettinsimsek.com.tr/duello-cagri-metni">Türkiye’de modern aydınlanma edebiyatının kurucusu Bedrettin Şimşek, Orhan Pamuk’u düelloya davet ediyor&#8230;</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.bedrettinsimsek.com.tr">Bedrettin Şimsek</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
