Aşk Zehri

‘AŞK ZEHRİ’ TARİHE GEÇECEK BİR EDEBİYAT MUCİZESİ, ‘AZRAİL’İN KEŞFİ‘ ADLI YENİ BÖLÜMLE E-KİTAP OLARAK YAYINLANDI

 
‘Aşk Zehri’ E-Kitabını Google play/Kitaplardan satın almak için tıklayın
 

 Babil.com sitesinden satın almak için tıklayın 

 
Azrail'in Keşfi

“Göze görünmü­yorlar ama görünebilirler de..” deyişim böylece bir kahinin kehaneti gibi gerçekleşmiş oldu. (Azrail’in Keşfi)

E-Kitap tanıtım yazısı:

2005 yılında yayınlanmış “Aşk Zehri”, Bedrettin Şimşek’in yazdığı en kafa karıştırıcı metin olan ‘Mucize Aygıt’ üzerine kaleme aldığı “Azrail’in Keşfi” adlı yeni bölümle E-Kitap olarak okurlara buluşuyor.

“Sadelik içinde görkemli konulardan bahsetmek” diye tarif edilebilecek Bedrettin Şimşek’in yazarlığı, Türk edebiyatına hâkim olan, gündelik olayları, sıradan kişileri ele alan vasat tarzın aksine, olağanüstü durumları, eşsiz hayal gücüyle yaratılmış sıra dışı karakterleri ele alır. Bu kitapta görüleceği gibi, Bedrettin Şimşek’te öyküler bile sağlam bir kurguya sahiptir. Dil ölçülü ekonomiktir. İfadeler net, yalın, anlam bakımından zengindir. Üslup sanatlı ama süssüzdür. Biçim özün yansımasıdır. Amaç konuyu mümkün olduğunca kısa özlü bir şekilde ortaya koymak, derin ve berrak olmaktır.

“Aşk Zehri”ni özellikle, edebiyatın da hayatta mucizeler yaratabileceğini görmek isteyen okurlara tavsiye ediyoruz.

“Biz insanın en güçlü yanına karşı zafer kazanır, en zayıf tarafına yeniliriz.” (Kitaptan)

2005 yılında yayınlanmış kitap arka kapağı:

Yedi “yeni klasik” öykünün yer aldığı bu kitabı, bir gün evrende dolanan fotonları keşfederek “dinler çağını bitirip insanlık tarihinde yeni bir milat açacak” fizikçilere adayan Bedrettin Şimşek şöyle diyor:

“Evrene bakışımız fazlasıyla dünya merkezli… En büyük yanılgımız da, evrendeki her şeyin saatlerimizin akrep ve yelkovanına göre işlediğini sanmamız. Kendi geçmişimizi bütün evrenin geçmişi, geleceğimizi de geleceği yerine koyuyoruz. Bu düşünce, dünyayı uzayın merkezi saymak kadar yanlış değil mi? İşte bu yanılgının sonucu olarak hala bir Tanrı’nın olduğuna inanıyoruz. Tanrı inancı, dünyayı ders kitaplarımızda evrenin merkezi olmaktan çıkarmış olsak da, zihinlerimizde çıkaramamış olmamızın esaslı bir kanıtı. Oysa dünya ne sonsuzluğun kalbinin attığı yerdir, ne de Tanrı vardır. Evrende ilahi niteliği olan, bilimin yasaları dışında kalabilecek hiçbir şey yoktur. Tanrı inancı sonsuzluğa bir zaman yakıştırmamızın sonucu. Ama söyleyin, zaman varsa, nasıl sonsuzluk olabilir? Sonsuzluk, zamanın olmaması değil midir? Dahası sonsuzluk, zihinlerimizde uzaklık gibi algılanıyor. Böylece her şey bir sır olarak kalıyor. Oysa bir geleceğin olduğunu kabul etmek, sonsuzluğun dünyasında olmayan şeylerin varlığını kabul etmek kadar saçma. İnsanlık bir gün, geleceğin olduğu gibi, geçmişin de değiştirilebilir olduğunu görecektir.
Elbette sonsuzluğun takvimi olmaz. Bu yüzden insan, geçmişi nasıl hatırlıyorsa geleceği de öyle hatırlamalıdır. Çünkü gelecek dediğimiz, zihnimizin gizli, karanlıkta kalmış yanıdır; gelecekten sahneler gören kahin, olmayan bir şeyi değil, olan bir şeyi görmektedir. Olmakta olan bir şeyi… Peki o şey nerededir?”

KİTAPTAKİ ÖYKÜLER:

Mucize Aygıt, Sağlam Evlilik (Dostoyeski tarzı bir öykü), Esrarlı Bir Olay (Edgar Allan Poe tarzı bir öykü), Bir Celladın Aşk Oyunu, Mahveden Sır, Aşk Zehri, Tatlı Fetiş (Maupassant’ın bir teması üzerine çeşitlemeler)

____________________________________________________________
TEHLİKELİ DÜŞÜNCELER E-Kitap olarak yayınlanmıştır.
____________________________________________________________

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*